Yazı: Zuhal Cekci
Posta Müzesi (Postmuseum) fotoğrafları: Zuhal Cekci
Sanal oyunlarla oynayanların iyi bildiği birşey vardır: Yöneticiler tarafından oyunda güncellemeler yapılırken bazen oyun dondurulur, zaman 3-5 gün geriye alınır. Serverde zaman geri alındığında oyuncular oyunun 3-5 gün önceki konuma gitmiş olurlar. Öyle ki, üç gün önceki arkadaşınızla aynı oyun düzleminde bulursunuz kendinizi yeniden. Gülümsersiniz. 3 gün sonra oyunda olacakları biliyorsunuzdur artık.

Zamanı sanal ortamda geri almayı, yenilemeyi başardılar ama reelde durum farklıdır. Gerçek yaşamda bilgisayarın klavyesine basar gibi CTRL+F5 yapılmaz. Gerçek yaşantımızda güncelleme ve zamanı geri alma şansımız olsaydı, geçmişte olabilecekleri bilebilseydik nasıl olurdu?
Dünyaya bir kez geliyoruz ve geri dönülmez yola girdiğimizde dikkat etmeliyiz. Önemli bir karar vermeden önce, yaşantımızda bilgisayarlardaki gibi ikinci bir onay ekranı ve butonu çıkmıyor.
İsveç Posta Müzesi, 1961 yılında yaptığı uygulamayı bu yıl yine tekrarlıyor. 2011 yılının 15 Aralık günü ne yaptığımızı,o günü nasıl geçirdiğimizi, duygu ve düşüncelerimizi bir günlük olarak yazıp göndermemizi istiyor ve ekliyor: " 15 Aralık gününde neler olduğunu yazın gelecekte okusunlar. 300 yıl önce binlerce İsveçli'nin 15 Aralık 1711 tarihinde o günlerini yazdığı ve sizin şu an bu günlüğü okuduğunuzu hayal edin "
Posta Müzesi bu konuda fazla kural istemiyor. O günü içinizden geldiği gibi yazın. Kısa yada uzun yazı, yaş, meslek hiçbirşey önemli değil. Önemli olan kendimizi anlatıp içimizden geldiği gibi o gün neler olduğunu; giysiler, yediğimiz yemekler, gidilen yerler, işyeri, ev, ailemiz yada yalnızlığımız, izlediğimiz tv, paylaştığımız Facebook, Twitter, pc, anılarımız.
Posta Müzesinin bu çağrısı bana günümüzün dijital sorunlarını hatırlattı. İleride oluşabilecek dijital felaket sonucu şu an kullandığımız bilgisayarlar, flashbellekler, CD'ler gibi belleğe alma, arşivleme işlemlerinin tamamen geçersiz kalması olası. Şimdi kullandığımız bu malzemelerin 10-20 yıllıkları bile garanti değil, bozulabiliyor. Harddiskler, yüksek desibel ses dalgaları yada sarsıntıyla bozulabiliyor. Yazıları kâğıtlara yazıp yüzyıllarca saklamak çözüm değil. Zamanla kâğıtlar sararıyor bu yüzden daha dayanıklı arşivleme teknikleri geliştiriliyor. Günümüzde iletileri artık e-posta ile gönderiyoruz ve hiçbirşey bembeyaz gerçek bir kâğıda içtenlikle yazılmış satırlar sıcaklığında olmuyor. Elle yazılıp postaya verilen betiklerin sayısı azaldı. Gelen zarf açıldığında içinden çıkan sözcükler içtendir ve o kâğıdın sıcaklığını parmaklarınızın arasında bile hissedebilirsiniz.
İsveç'te yaşayan Türkler olarak bizler de posta müzesinin bu kampanyasına katılıp, düşüncelerimizi, günlügümüzü gelecek kuşaklara aktarabiliriz. Bu mektupların günlük olarak arşivlenip uzun yıllar saklanacağı söyleniyor. Bazı katılımcılara çekilişle armağanlar verilmesi düşünülüyor.
Son katılım tarihi 16 Ocak 2012.
e-mail yoluyla: louise.lind@posten.se
Postayla gönderim adresi : Post Museum, Dagboken, Box 2002, 103 11 Stockholm
Yaşantımızda sıradan bir günü kâğıda yazabiliriz ama tüm yaşantımızı, acı ve tatlısıyla bir kâğıda sığdırabilirmiyiz?
İşte böyle durumlarda kendimizi tüm yasantımızla birlikte yazılı büyükçe bir posta zarfının içerisinde buluruz adresi belli,pulu üzerinde, ve ne zaman, kimler tarafından açılacağı belirsiz iletiler, sahibine ulaşmış betikler gibi.