Stockholm’de yaşayan ressam Hasan Erdemir üyesi olduğu İsveç Sanatçılar Kulübünde 8’inci kişisel sergisini açtı. Sergide bir yağlı boya, bir heykel ve on tane tempera tekniğiyle yaptığı soyut tablolarını sergiliyor. Sergi 19 Ocak – 16 Şubat tarihleri arasında gezilebilir.

Mustafa Sönmez
Stockholm’de yaşayan ressam Hasan Erdemir üyesi olduğu İsveç Sanatçılar Kulübünde 8’inci kişisel sergisini açtı. Sergide bir yağlı boya, bir heykel ve on tane tempera tekniğiyle yaptığı soyut tablolarını sergiliyor. Sergi 19 Ocak – 16 Şubat tarihleri arasında gezilebilir.
Resme küçük yaşlarda kargacık burgacık figurlerle, çizgilerle başlayan Hasan Erdemir, bunun ileride kendisi için bir uğraşı alanı olacağını bilmiyordu. Her geçen gün keskinleşen çizgilerin büyüsü onu sarıp sarmaladıkça ciddi ciddi bu uğraşıyı yaşamının bir parçası yapmaya karar verir. Bu doğrultuda 1969 yılından itibaren düzenli resim yapmaya başlar.
Yaşam serüveni onu 1978 yılında Kuzeyin soğuk iklimine sürükler ve İsveç’e gelir. Boş zamanlarında değişik atölyelerde resim çalışmasını sürdürmeye çalışır. İlk kişisel resim sergisini 1985 yılında Türklerin yoğun olarak oturduğu Tensta’da açar. Tensta Träff onun ilk göz ağrısı olur. Gördüğü ilgi onu daha da bilinçlendirir. 1991 yılında kendi atölyesini kurar – bu atölyeyi daha sonraki yıllarda ünlü ressamımız Rauf Alazan’la paylaşacaktır – ve şevkle çalışmaya başlar. Arka arkaya kişisel sergiler açar, karma sergilere katılır. Günlük işinden arta kalan zamanının neredeyse tamamını atölyesinde çalışarak, üreterek geçirir.

Ressam HASAN ERDEMİR
Hasan Erdemir şimdiye kadar 3 tanesi Türkiye’de 8 tanesi kişisel 22 tanesi karma olmak üzere 33 sergiye imza atmış. İsveç sanatçılar Kulubü 1858 yılında birkaç ressam ve heykeltraş tarafından kurulmuş. İsveç’te beş binin üzerinde ressam ve heykeltraş var ama buraya sadece 409 kişi üye. Üye olabilmek için en az iki kişinin önerisi ve ayrıca sıkı bir sınav vermek gerekiyor. Dolaysıyla herkes üye olarak kabul edilmiyor. Hasan Erdemir buraya üye kabul edilen ikinci Türk sanatçıdır.
İsveç Sanatçılar Kulübü 2008 yılında bu kulübün “İlkbahar Soğanı (Vårlök)” adlı prestijli ödülüne layık görülür. Resimlerinde değişik teknikler kullanan ressam sanatını şöyle tanımlıyor; “Organik boyalarla (yağlıboya, tempera ve suluboya) geleneksel tarzda dışavurumcu, renkçi ve şiirsel bir anlatım dili kullanırım. Schumann ’İnsanların kalplerinin karanlığına ışık göndermek sanatçının vazifesidir’ demiştir. Bu benim sanat görüşümü büyük ölçüde tanımlar. İçimden geldiği gibi resim yapmama karşın, yakın ve uzak çevremde meydana gelen olayları ve etkilenmeleri resimlerime yansıtmaktayım. Etkilendiğim sanatçılar; Amadeus Modigliani, Van Gogh, Vassily Kandinsky, Ivan Agueli, Zeki Faik İzer, Orhan Peker, Rauf Alazan, İlhan Koman, Mimmo Palladino ve Per Kirkeby gibi sanatçılardır.”
Kültür elçisi
Hasan Erdemir Türkiye’yle de bağlarını canlı tutan bir kişiliğe sahip. 2011 yılında Mardin Sanat Binealine İsveç’ten sanatçılar birlikte katılan sanatçı, “dünyada iki önemli kültür başkenti var. Bunlardan biri İstanbul, diğeri Roma. Bu nedenle ben, İstanbul’la Stockholm arasında ve dolaysıyla iki ülke sanatçıları arasında kültürel bir köprü kurmaya çalışıyorum. Büyülü tarihi zenginliği içerisinde barındıran İstanbul'u, Roma gibi anlamak gerekir ve bu iki kentin sanatçılara ilhan veren büyük bir gizemliliği var” biçiminde düşüncelerini ifade etti.
Kendi yağımızla kavruluyoruz
Erdemir son yıllarda İsveç’te sanatçılara verilen desteğin ortadan kalktığını eleştirerek; ”Eskiden devlet sanatçılardan resim satın alıyordu. Atölyelerinin kiralarına yardım veriyordu.O nedenle bugün sanatçılar kendi imkanları ile ayakta kalma mücadelesi veriyorlar” diye konuştu. Bir de İsveç’te yaşayan insanlarımıza içinde yaşadıkları toplumun her katmanlarında var olmaları gerektiğini dile getirerek; “kaybolmamak için varlığımızı siyasette, kültürel alanlarda göstermeliyiz. Yoksa kaybolur gideriz. Almanya'daki Türkleri örnek almalıyız. Sanatla iç içe olmalıyız” önerisinde bulundu.

Hasan Erdemir kızı İdil ile serginin açılışında