RSS / XML
$1.8295
€2.3265
IMKB56,936
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 02 Şubat 2012, Perşembe 02:36:09 tarihnde eklendi. 497 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

YAZILARIMIZ DSİ AYDIN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NDE

Milas Kaymakamlığımız duyarlılık göstererek yazılarımızı linklerimizi ve maillerinizi Dosya olarak DSİ AYDIN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE göndermiştir ve sonuc konusunda bilgi verilmesi istenmiştir. Dileğimiz, DSİ AYDIN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’müzün de konu titizlikle üzerinde durması ve gerekli önlemleri almasıdır.
YAZILARIMIZ DSİ AYDIN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NDE

Abdullah Gürgün

”Bafa, Dertli Göl, Dertli Köy” yazı dizimize, su konusunda gelen önemli yanıtlarla devam edeceğiz.

Önce sevindirici bir haber:

Milas Kaymakamlığımız duyarlılık göstererek yazılarımızı linklerimizi ve maillerinizi Dosya olarak DSİ AYDIN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE göndermiştir ve sonuc konusunda bilgi verilmesi istenmiştir. Milas Kaymakamımız Sayın M. Bahattin ATÇI'ya, Milas İlçe İnsan Hakları Birimi / Bilgi İşlem Şefliği'nden Sayın Abdullah KAVAKLI'ya ve tüm yetkililerimize teşekkür ediyoruz. Dileğimiz, DSİ AYDIN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’müzün de konu titizlikle üzerinde durması ve gerekli önlemleri almasıdır.

Okuyucularımızdan Sayın Cahit Demiralp de gölü kurtarma konusunda Yardımcı Doçent Sayın Erol Kesici’nin söylediklerini altını çizer şekilde bir ileti yollamıştır. Demiralp şöyle diyor:



Tüm göller bilim adamının açıkladığı nedenlerle kirlenir.Gölü kurtarmanın yolu; Büyük Menderesin temiz akmasına bağlıdır.Yani gölü kirletmemek gerekir. Gölün yosunları da ,önemli ölçüde oksijen üretirler. Yabancı otlara karşı kullanılan kimyasal ilaçlar da; bu yosunlara zarar verebilir. Yosunlar olmayınca bu yosunlarla belslenen balıklar da olumsuz etkileniyor. Gölü; hem köylüler, hem de Büyük Menderes kirletiyor denebilir. Göl suyunun; kimyasal oksijen ihtiyacı; Potasyum Permanganat'ın kullanıldığı; basit bir düzenekle ölçülebilir.

 

Değerli bilim adamı Yardımcı Doçent Erol Kesici de Bafa Gölü’müzün kirliliğinin devam ettiğine dikkat çekti. Şöyle diyor Erol Bey:


Abdullah Bey

 Bafa ile ilgili son  beyanatlarda "artık gölden çok miktarda balık (kefal) avlanmakta Bafa gölü kurtuldu" demek büyük bir yanlıştır, buna bakarak Bafa ile ilgili ciddi önlemler almamak gölün sonunu hızlandırır.Sormak gerekir: kefal balıkları hangi su kalitesinde yaşar ?

 

2 Ocak 2011 tarihli Hürriyet Gazetesi. Dünden bugüne değişen birşey yok!

 

Bafa Gölünde dünden bu güne değişen bir şey yok, Bafa'da aynı sorunlar devam etmekte fakat BAFA İÇİN ZAMAN GEÇMEKTE. Şunu hatırlatalım," hastalıktan korkma geç kalmaktan kork" derler…

 

Bafa çevresinde yaşayanlara; bu gün değil yarınlarda Bafa nın var olması için neler yapılması gerektiğini işin uzmanlarınca çevre dostlarıyla  bıkmadan usanmadan anlatmak gerekir.Çünkü Bafa için  yapılan hatalar(aynı insan hastalıklarında) geç kalınmayla geri dönüş olmuyor. Çünkü Bafa Gölümüzde bizim gibi canlı. Maalesef  "balık varsa su temizdir" anlayışı çok yanlış, balığın türü önemli, nerede yaşadığı ne ile beslendiği önemli... Söz konusu olan kefal türü ve Azap Gölündeki Çin-İsrail Sazanı ise durum çok vahimdir,bu balıkların neyin göstergesi olduğu çok iyi bilinmeli.... Kefallerle ilgili bir alıntıyı sizlerle paylaşayım:

 

"......Kefal alırken cok dikkat etmek, tercihan tanıdık balıkçıdan almak gerekir. Çünkü kefal kirli ve bulanık suları çok  sever ve buralarda diğer balıklar yaşamazken o yaşar. Örneğin İzmir Körfezi’nde diğer balıklar yaşamazken kefal bol miktarda bulunmaktadır. Bu gibi sularda yakalanmış kefal insan sağlığı icin büyük tehlike arzeder. " ya BAFA dakiler?

Saygılarımla

 

 

Başka söze gerek var mı?

Sayın Erol Kesici Bugünün (2 Şubat) DÜNYA SULAK ALANLARI  KORUMA   GÜNÜ olmasını öneriyor:

SU YATAĞINI BIRAKMAZ

   Sulak alanlar; doğal-kültürel ve ekonomik değerleriyle de yeryüzünün en önemli ekosistemleridirler. Hiçbir para harcamadan, bulunduğunuz bölgenin su rejimini dengeleyen, yer altı sularımızın beslenmesini artıran, canlıların içme ve kullanma suyunu sağlayan, çok sayıdaki tarım alanını akifer tabakadan çekilen sularla sulayan, biyolojik çeşitliliği artırarak doğal hayatı  zenginleştirenlerdendir Bafa ve Azap Gölü gibi sulak alanlarımız.  

    

Söke Ovası
         

   Korumadan kullandığımız bu göller; aşırı yağışlarda toprak tarafından emilemeyen fazla suyu depolayarak; yavaş ve düzenli olarak çevreye bırakarak ve taşkınların yok edici etkisini önemli ölçüde kontrol ederek, kıyılarda deniz suyunun girişini önleyerek su rejimini düzenlerler. Doğa su taşıma sistemini; gölleriyle dere ve çaylarıyla kendisi hazırlamış ve canlılar bu sisteme göre yaşam alanlarını oluşturmuşlardır. Daha çok para kazanma isteği artınca insanlar; doğanın kendilerine uymasını isteyerek doğayı şekillendirmeye başladılar. Sulak alanların verimli alüvyonlu toprakları iyi tarım alanı olurdu Amik ve Avlan Gölleri bu amaçla kurutuldu, su kıyıları, yerleşim alanlarıyla yapılarla donatıldı.  Derelerin, çayların  akışı ve yönleri değiştirildi… Sulak alanların kıyı kenar çizgileri ihlal edildi… Her yer gölet, HES lerle donatıldı/ donatılmakta… Sulak alanların beslenmesi sadece yağışlara bırakıldı… Su üreten,  taşkınları önleyen sulak alanlar kurudu/kurutuldu. Sulak alanlar kurudukça insanlar oraları işgal etti. Binlerce yıllıdır kendi kendine yeten, yaşayan doğal oluşum; insan müdahaleleriyle son elli yılda yok edildi… Yüzey suları taşınamaz ve depo edilemez oldu… İşte; yağışlarda Kalcık vb, yerleşim alanlarının ve Söke Ovası’nın büyük bir kısmının sular altında kalmasının,  bölgede insanların yazın pamuk ektiği tarlasında, kışın ağ atarak balık tutmasının nedeni de bu müdahaleler değil midir?


Söke Ovası sular altında. Doğa'nın intikamı?!.

 

   Su yatağını bırakmaz… Bölgede taşkın sularının yerleşim yerlerinde ve tarım alanlarında  hasara neden olmasının sebebi; havzadaki dere ve çayların sayılarına ve yapılarına müdahalelerdir. Su baskınlarının nedeni; küresel ısınma diyerek, işin içinden çıkılamaz… Su yatağını vermediğinden Amik ve Söke vd. ovalar, yerleşim yerleri sular altında…  Çünkü bu  yerler önceleri ova değil sulak alandı. Bu olanlar; doğanın değil insanın oluşturduğu felakettir…  

 

  “02 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü kutlanılıyor”  hangi sulak alanlar için kutlama bu? Ne kutlanıyor? Bir ülke doğal sulak alanlarının yüzde 30 dan fazlası kurumuş,  binlerce yılda oluşan doğanın can suyunu taşıyan dere ve çaylarının suları set çekilerek,  borular içerisine alınarak HES lere dönüştürüyorsa;  Sulak Alanlar Günü kutlanmalı mıdır?   

 

 02 Şubat  DÜNYA SULAK ALANLARI  KORUMA   GÜNÜ olmalıdır.  Çünkü kutlanacak kalite ve sayıda sulak alanımız kalmadı / kalmamakta…


Söke Ovası'nda pamuk tarlasında ağ atarak balık avlamaya çalışan çiftçi...

 

 Unutulmamalıdır ki yaşamın kaynağı olan SU iyi yönetilirse bolluk ve bereket getirir, SU kötü yönetilirse kıtlık ve felaket getirir…

Kaynak:  Dr. Erol KESİCİ  SDÜ  Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi-Sulak Alanlar Konferansı

( Dizimiz devam edecek )


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!


Harbi Gazete Twitter'da

© Copyright 2011 Harbi Gazete
Her hakkı saklıdır. Yazılardan Yazarları Sorumludur.