Stockholm kültür etkinliklerine davet edilen Sanatçı Bedri Baykam, “Türkiye’de sanatçı olmak daha zor. Sanat ve kültür adamları da, daha fazla direnç, daha fazla sabır, ve daha fazla cesaret sahibi olmak zorunda” dedi.
Yazı: Abdullah Gürgün
Foto: Mehmet Öget
İsveç’in Başkenti Stockholm’de Kültür Sarayında yapılmakta olan kültür ve sanat etkinliklerine davetli olarak Ressam Yazar Bedri Baykam Dün Türkçe ve İngilizce olarak iki konferans verdi. Bedri Baykam Stockholm Kültür Sarayı’nda bu hafta yapılmakta olan yüzlerce kültür etkinliğinden konuşma ve tartışma bölümüne katıldı ancak resimlerini sergilemedi.

“Süpermarket bağımsız sanatçıların konuşmaları” adı altında değişik ülke sanatçılarının katıldığı konuşma ve tartışma toplantılarına Türkiye’den de, aynı zamanda Uluslar arası Plastik Sanatlar Başkanı olan Bedri Baykam davet edilmişti.
Baykam Atatürkçü Düşünce Derneği adına düzenlenen bir toplantıya da katıldı ve “Sanatçı Gözüyle Türkiye’nin Gündemi ve gerçekler” konusunda konuştu.
Bedri Baykam’ın Türkçe konuşmasında kendi partisi CHP’yi de acımasızca eleştirdiği ve CHP’nin ideolojisinden, çizgisinden sapmakta olduğundan duyduğu endişeyi dile getirdi. Bu durumun CHP’yi kilitlediğini açmaza sürüklediğini vurguladı.
Bedri Baykam’ın yaptığı konuşmalarda siyasetçi kişiliğinin sanatçı yazar kişiliğiyle iç içe olduğu yankılanıyordu. Türkiye’nin siyasi durumu, siyasi gerçeği, medyanın içine düştüğü kilitlenmiş durum, hukuk yargı, iktidar, muhalefet dörtgeninin yaşadığı krizler, CHP’nin yaşadığı kilitlenmeler ve kendi ideolojisinden ve kendi çizgisinden uzaklaşma sorunu, Türkiye’nin adım adım 1980’leden bugüne nasıl yuvarlandığı, hangi hataları yaptığını, solun nasıl ayrıştığını, birleşeceğine nasıl bölük börçük olduğunu ve hatalarından ders almadığı, siyasetin ekseninin nasıl adım adım, aşırı sağa kaymasına çanak tuttuğu ve bugün ülkenin içinde bulunduğu demokratik iflas gibi pek çok konunun yansıtıldığı, çok renkli bir Türkiye tablosu çizdi.

İngilizce konuşması öncesi görüştüğümüz Baykam, pek çok dostunun öldürüldüğüne, ne olduğu belirsiz “Ergenekon” nedeniyle hapse atıldığına dikkat çekerek, İsveç’e getirdiği mesajı şöyle özetledi:
“Ülkeler, kurumlar, insanlar bazen çok karanlık tünellerden geçiyor olabilir. Tarihte de hep böyle olmuştur. O anlarda da özgürlük ışığı, aydınlanma ışığı, bilim, sanat, demokrasi ışığı bize yine yön vermesi lazım. Bütün bu zorluklara direnirken de kimliğimizi, ideallerimiz, hedeflerimizi, cesaretimiz kaybetmeden üzerimize örtülmek istenen kara çarşafları, üzerimize örtülmek istenen her türlü taşa toprağa direnerek yolumuza devam etmeliyiz”.
Baykam’ın kendisi de bir süre bıçaklanmıştı.
İsveç’te kendisine gösterilen ilgiden memnun kalan Baykam, İngilizce olarak yaptığı konuşmasında “siyaset ve eylemci sanat” konusunu işledi.
“Eylemci sanat” konusundaki konuşmasına, sanatıyla siyaseti bir arada taşıyan, 23 kitap yazmış bir insan olduğunu belirterek kendini tanıtmakla başlayan Baykam, “pek çok siyasal sergiler yaptım. 27 Mayıs ilk aşkımızdı. Kuvay-ı Milliye, 68 kuşağı üstüne, o dönemler üstüne kitaplarım, sergilerim var. Hem bir sanatçı hem bir siyasetçi olarak yaptığım eylemler, etkinlikler, ürettiklerim, ağır eleştirilerim iktidarı rahatsız etti” şeklinde konuştu.

Baykam, bunların bedelinin de olduğunu belirterek bugün Türkiye’de kültür, sanat, edebiyat, siyaset adamlarının yaşadıkları baskılara dikkat çekti. Silivri’de yurtseverlerin kapalı kapılar ardında büyük bir özveriyle ve cesaretle verdikleri mücadeleyi dile getirdi. Kuşkusuz her yerde bir sanatçının alması gereken riskler bulunduğunu ama, Türkiye gibi bir coğrafyada sanatçı olmanın getirdiği fazladan zorluklar bulunduğunu bunun da sanat ve kültür adamlarında, daha fazla direnç, daha fazla sabır, ve daha fazla cesaret gerektirdiğinin altını çizdi.
Şimdiye dek çoğunlukla iktidarı öven konuşmacıların geldiği İsveç başkenti Stockholm’de İsveçliler gerçek bir Türkiye panoraması çizen Baykam’ı ilgi ile dinlediler.