Sarkozy’nin konuşmasının temelini korku oluşturuyordu: “Yunanistan’dan gelen o korkunç görüntülere baktığım zaman, Kendi kendime bir cumhurbaşkanının birinci görevi, Fransa’nın da birgün böyle bir dramatik bir duruma düşmesini önlemektir, Fransızların da aynı acıları yaşamasını engellemektir” diyerek krize çarenin kendisi olduğunu söyledi.
ALİ RIZA TAŞDELEN / ANNECY
Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olup olmayacağı tartışılan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, nihayet seçim çalışmalarını başlattı.
Beş yıllık başkanlığı döneminde Fransa ekonomiden işsizliğe, sosyal hakların aşınmasından yabancı düşmanlığına kadar öylesine olumsuz bir dönem yaşandı ki hangi yüzle, neyi savunarak yeniden aday olacak tartışmayarı alıp başını gitmişti. Buna birde yapılan anketlerde yüzde otuzların altına düşen halk desteğini eklediğimizde, adaylığı tam bir belirsizlik içine girmişti.
Yeniden aday
Ama Sarkozy öyle düşünmüyordu; Çaşamba günü televizyona çıktı ve “evet ben adayım” dedi ve ekledi: “Fırtınaya tutulmuş bir geminin kaptanının ‘artık ben yoruldum, bırakıyorum’ demesini düşünebiliyormusunuz? Bu görevi ihmal olurdu” dedi.
Seçimlere iki ay gibi bir zaman kalmıştı. Rakipleri 4-5 aydır kampanyalarına başlamıştı. Hızlı hareket etmeliydi. Öyle de yaptı. Açıklamasının hemen ersesi günü, ilk Seçim mitingini Annecy’de başlattı.
Annecy, Haute-Savoi bölgesinin idari kenti; Alpes dağlarının eteği, dünyanın sayılı kayak merkezi, İstisnasız tüm dünyaya endüstri alanındada küçük parça üretiminin merkezi, Fransa’da ev ve arsa metre karesinin en pahalı olduğu bölge. Geleneksel olarak sağ ve aşırı sağın güçlü olduğu yerleşim birimi. İnşaat sektörünün ve fabrikaların yağı ve pasının çilesini çeken 5 bin Türk’ün yaşadığı yer.
Bölgenin 5 milletvekilide Sarkozy’nin partisinden. Fransa Ulusal Meclisi Başkanı Bernard Accoyer bu bölgenin milletvekili. Seçim kampanyasını başlatmak için seçilmiş en ideal kent.
ilk mitingdeyiz
Mitingi izlemek için kaydımızı yaptırıp içeri giriyoruz. Dışarda sıra sıra televizyonların canlı yayın araçları. İçerde basına ayrılmış salon tıklım tıklım; tüm ajans, televizyon ve gazetelerin muhabirleri hazırlıklarını yapmış Sarkozy bekleniyor.
Önce, Ulusal Meclisi Başkanı Bernard Accoyer’nin konuşmasıyla başlıyor miting. Miting deyince bizdeki gibi açık havada yapılan bir toplantı değil. Tüm seçim toplantıları kapalı alanlarda yapılır. Ya kapalı salonlarda ya da onbinleri alan çadırlar kurulur. 1988 yılında Lyon’da, 2000’e Doğru dergisi için izlediğim Mitterrand’ın şeçim mitingi için 20 bin kişiyi alan devasa bir çadır salon kurulduğunu hatırlıyorum.
Neyse biz Sarkozy’nin toplantısına dönelim. 4 bin kişilik salonun yarıdan fazlasını yaşlılar oluşturuyordu. Gençler, partinin görevlileriydi; slogan atmak ve bayrak sallamak için kürsünün hemen önüne konuşlandırılmışlardı. Accoyer’in kısa konuşmasından sonra Sarkozy kürsüye geldi.
“Hollande yalancı”
Bölgeye ve bölge insanına hayranlığını belirten sözlerini saymazsak,konuşmasına rakibi sosyalist François Hollande’a saldırarak başladı. “yalancı”, “Sabah akşam yalan söylüyor”! En iyi savunma saldırıdır taktiğini seçmişti. Hollande için “İngiliz basınına (The Guardian) liberal olduğunu söyleyeceksin, Fransa’da finans sektörünü düşman ilan edeceksin”, “seçilirse Milli Eğitim’e 60 bin yeni öğretmen alacakmış...Bugün Fransa’da kamu çalışanı fazlası var; aksine azaltmamız gerek. Kamu harcamalarını kısmamız gerek. Ben sizlere gerçekleri söylüyorum. O sabah aksam yalan söylüyor” ithamından sonra, sosyalistlere saldırısını sürdürdü “Emeklilik yaşını 60’a, haftalık çalışma saatini 35’e düşürdüler...Biz emeklilerimizi korumak için emekli yaşını 65’e çıkardık. İşletmelerimizi korumak için 35 saati yumuşatacağız. Bırakalım onlar anlaşsın”. Sarkozy, finans sektörünün ve tekellerin adayı olduğunu itiraf ediyodu.
Otorite özlemi
Sarkozy, zaten yarı başkanlık sisteminin olduğu Fransa’da, referandum silahını piyasaya sürüyor. “Serdikalar, Partiler, entellektüeller ve baskı kurumları halktan kopmuştur. Ben hükümetle halkı yanyana getireceğim halkı söz sahibi yapacağım. Reformların gerçekleşmesini önleyen bu gruplara müsaade etmeyeceğim. Ne yapacağım ? Referandum; halka gideceğim. Yabancı işçilerle ilgili düzenlemeleri, işsizlerle ilgili alacağımız kararları referandumla size soracağım. İşsizlik sigortasından yararlanma süresini azattacağım. Teklif edilen işi kabul etmeyenleri işzizlik sigortasından atacağım”. Bunları duyan salon çoşuyor. Sarkozy, Parlamentoda sahip olacağı çoğunluğa güvenmeyeceğini ve cumhurbaşkanının sahip olduğu referandum silahını kullanacağını ilan ediyordu.
Konu Türkiye gibi ülkeler olunca “özgürlük” ve “demokrasi” alanında görülen bazı “hak”lar, Fransa’da niye bölünme yaratır onu anlatıyor: “Toplumumuz belki kırılgan, fakat ulusumuz sağlamdır. Üzerine inşaa edeceğimiz kaideyi sağlam tutmamız lazım. En büyük hata ulusun topluluklara, azınlıklara, aşiretlere bölünmesine izin vermektir. Bu Cumhuriyet değildir. Bu Fransa’nın tarihi değildir”

Sarkosy: “Krize çare bende”
Sarkozy’nin konuşmasının temelini korku oluşturuyordu: “Yunanistan’dan gelen o korkunç görüntülere baktığım zaman, Kendi kendime bir cumhurbaşkanının birinci görevi, Fransa’nın da birgün böyle bir dramatik bir duruma düşmesini önlemektir, Fransızların da aynı acıları yaşamasını engellemektir” diyerek krize çarenin kendisi olduğunu söyledi.
Dış politikaya ilişkin, “Fransa, dünyada saygı görmektedir, bunun örneği de Libya ve Fildişi Sahili’ne yaptığımız müdahaledir” diyerek, Fransa’nın saldırgan politikasını savundu.