RSS / XML
Foto Galeri
Video Galeri
Bu haber 26 Eylül 2012, Çarşamba 11:53:14 tarihnde eklendi. 774 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ERKAN YÜCEL’İ ANIYORUZ

Erkan Yücel, halkın diliyle konuştuğu için, sesini halkın sesiyle birleştirdiği için, 27 yıl önce yitirmiş olsak da, unutulmuyor ve unutulmayacak. Pazarcık’ta, Varto’da, Söke’de, Erzincan’da veya Anadolu’nun başka bir ücra köşesinde halkın bu kıymetli evladını hep anacaklar, adına hikayeler yazacaklar.
ERKAN YÜCEL’İ ANIYORUZ

ALİ RIZA ÖZKAN

 

Sanatını halkın yanında saf tutarak üreten Erkan Yücel’i anıyoruz.

 

“Partili olmak, halkla birleşmektir”

 

Toplumunu etkileyen sanatçı ve aydınlar unutulmazlar. Toplum belleğinde onları canlı tutar, yaşatır. Halkın sanatçıyı sahiplenmesinde birçok faktör rol oynayabilir. Ancak, bence en önemlisi, sanatçının dilidir. Söylenmesi gerekeni zamanında söyleyen, dilsizi konuşturan, öfkeyi, özlemi ama gülmeceyi ve ağıdı da halkın diliyle ifade edebilen sanatçı yüceleşir. Toplumun dili ile kendi dilini özdeşleştiren sanatçı unutulmaz.

 

Erkan Yücel de, halkın diliyle konuştuğu için, sesini halkın sesiyle birleştirdiği için, 27 yıl önce yitirmiş olsak da, unutulmuyor ve unutulmayacak. Pazarcık’ta, Varto’da, Söke’de, Erzincan’da veya Anadolu’nun başka bir ücra köşesinde halkın bu kıymetli evladını hep anacaklar, adına hikayeler yazacaklar.

 

Erkan Yücel’den söz ettiğimizde, laf dönüp dolaşıp O’nun büyük yeteneklerinin “siyasi görüşlerinden ötürü” fark edilemediğine gelir. Çünkü O’nun sanatsal beceri ve yetenekleri üzerine hem halkın arasında ve hem de sanatçılar arasında görüş birliği vardır. Sinan Bengier ile Genco Erkal’ın, Rutkay Aziz ile Menderes Samancılar’ın Çetin Öner ile Özdemir Nutku’nun, Rüştü Asyalı ile Ayşe Emel Mestçi’nin, İhsan Sanıvar ile Ayşe Sümercan’ın, Bülent Kayabaş ile Macit Koper’in Erkan Yücel’in sanatına dair oluşturdukları görüş birliği ülkemizin gelmiş geçmiş en yetenekli oyuncularından birisini anlatır.

 

Aslında, burada sözü edilen sızlanmanın dayanağı, siyasi görüşleri nedeniyle, Erkan Yücel’in sanatını icra edemeyişidir. Serzeniş, “keşke bu kadar katı görüşlere sahip olmasaydı da, o da iş alabilseydi” noktasındadır, çoğu kez. Halbuki, düzenin askerlerinin Erkan Yücel’i “görmeyişleri, yok saymaları” tam da O’nun siyasi görüşleri nedeniyledir. Bu sızlanmayı yapan arkadaşlar, bilmezler mi ki, sanatçının siyasi görüşü onun can suyudur? Bilirler elbette.

 

Yunus’un tarikat kapısı

 

Doğu Perinçek ve Hasan Yalçın Erkan Yücel hakkında konuşurken, ittifakla onu Nasrettin Hoca’ya benzetirler. İkisinin de yazılarında Erkan Yücel, modern bir Nasrettin olarak betimlenir. Bazı sanatçı dostları da onu ülkemizin Charlie Chaplin’i olarak anarlar. Nasrettin Hoca’nın sivri zekası ile Charlie Chaplin’in düzen eleştirisi elbette Erkan Yücel’in sanatını içerir.

 

Ben ise, Erkan Yücel’i daha çok Yunus’a benzetirim. Çünkü, Erkan Yücel de, aynı Yunus gibi, tarikat ehlidir. Yaptığı sanat, “üfürdüğü söz”, dostları ile kurduğu bağ hep Yunus’cadır. Bir aşk adamıdır, Yunus. Erkan Yücel de! Tarikat, halka gerçekleri açıklayan bir aşk kapısıdır. Yunus’a göre, o kapıdan girenler kanatlanıp uçarlar:

 

Kuru idik yaş olduk, kanatlandık kuş olduk
Birbirimize eş olduk, uçtuk elhamdülillah

 

Vardığımız illere, şol safa gönüllere
Halka Tapduk manisin, saçtık elhamdülillah

 

Erkan Yücel de, Yunus gibi, “Aydınlıkçı mana”yı gönüllere saçmak üzere bir sanat yolu tutturmuştur. O’nun hayatının ve işlediği sanatın manası, Aydınlıkçılık ile ifade bulur. Aydınlıkçılık kendisini TİİKP, TİKP veya Sosyalist Parti veya İşçi Partisi olarak ifade eder, koşullara göre. Erkan Yücel de yeteneklerini ve geleceğini kısaca tüm varlığını tarikat/örgüt ile birleştirmiştir.

 

Aşk elçisi Erkan Yücel

 

Yunus, bir adım daha ileri gider. Tarikat’ı aşk yuvası olarak betimler. Tarikat yolcuları ise, aşk elçileridir:

 

Ev içi aşk ile doldu,
Ulu kişi âşık oldu.
Canlarımız hayran oldu,
Aşk tahtına binenimiz

 

Erkan Yücel, örgütlenmeyi de Yunus gibi anlamış bir sanatçıdır. Belki, tam da bu nedenle, onun arkasından hayıflananlar, usta sanatçıyı en az anlayanlar olarak ortaya çıkıyor. Nitekim, Erkan Yücel’e göre “ancak kolektifin içerisinde olan insan dünya görüşü edinebilir ve bunu geliştirebilir.”Erkan Yücel sanatçı ve aydının temel sorununu da, gene Yunus gibi çözmüştür: “Parti, sanatçıyı gerçekle birleştirir. Çünkü, gerçek bireyin çabası ile değil, ancak kolektifin çabası ile bulunabilir.” Gerçeği halkta arayan, halkta bulan ve gene halka ulaştıran bir aşk elçisidir, Erkan Yücel.

 

Doğu Perinçek anlatıyor: “1980’li yıllarda Erkan Yücel ile karşılaşan biri, “siyasetten ne haber, yoksa sen de mi bıraktın?” diye sorar. Erkan Yücel’in cevabı şöyledir: “Siyaset sigara mı, bırakılsın!”

 

Hayatını dünya görüşüyle bu kadar birleştirmiş, siyasi duruşu ile kimliğini bu denli bütünleştirmiş bir sanatçının şu sözleri de bana tekrar Yunus’u hatırlatıyor: “Particilik yapmayı hiç sevmem. Yani bir partiye yağ çekerek mevki kapmak hevesinde değilim. Zaten mevki dağıtan bir partide işim ne?” Örgütlü olmak, Erkan Yücel tarafından, örgütün imkanlarından faydalanmak olarak hiçbir zaman anlaşılmadı.

 

Erkan Yücel demek, iyimser olmak demek

 

Hasan Yalçın, Erkan Yücel’in özelliklerini anlatırken, en önemli özelliği olarak iyimserliğini öne çıkarır. Ancak, bu devrimci bir iyimserliktir. “Devrimci iyimserlik ise iki kökten beslenir. Birincisi, tarih bilincidir. İkincisi ise halka güven.” Hasan Yalçın, Erkan Yücel’in iyimserliğinin köklerine bakarken, aslında sanatçıyı var eden en temel nedeni de bulmuştur. Gerçek aşkının kendisini ifade etmek için bulacağı yolun adıdır, devrimci iyimserlik. Tarihsel olarak durduğu yerin halkın büyük çoğunluğunun yanı olduğunu ve önünde sonunda ezilenlerin haklı davasının galebe çalacağını bilen ve kendi safını da burada belirleyen bir iyimserliktir, onunki.

 

Bugün partili olmak, sanatçılar ve aydınlar arasında, neredeyse hafife alınacak, küçümsenecek bir tercihe dönüştürüldü. Gelecek “”lerin, alınacak mülklerin, dibine vurulacak sabahların hatırına parti sözcüğü duyulunca ortalığı kaplayan korku, aslında sanatçının kendi idam fermanıdır. Gerçeğe aşk ile bağlanmayan, aşk elçisi olmaktan kaçan sanatçı nihayetinde, barbarlığın insanlığa karşı savaşında ateşi tutan el olacaktır.

 

Sözü gene Erkan Yücel’e bırakalım: “Ben partili olmayı halkla birleşmek anlamında alıyorum. Bir kayıt işleminden farklı bir şeydir bu. Esas sorun, halkla birleşmek, bir safın adamı olmak. Tarihte ne kadar nitelikli sanatçı varsa, hepsi de bir safın adamıydı.” Erkan Yücel’in bir sanatçı ve aydın olarak var oluşunu işte böyle bir düşünce belirledi.


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!


Harbi Gazete Twitter'da

© Copyright 2011 Harbi Gazete
Her hakkı saklıdır. Yazılardan Yazarları Sorumludur.